Hakkımda

İstanbul'da, bir temmuz akşamı, Haseki Hastanesi'nde doğmuşum. Zamanlı iş yapmaya daha bebekliğimde başlamışım. Gece 12 oldu mu ağlar, biberonu boşaltınca da fırlatırmışım. İlk evimizin bahçesinde incir ağaçları olduğunu hatırlıyorum. Televizyonda ise Susam Sokağı, Kara Şimşek ve Adam Olacak Çocuk hiç kaçırmadığım programlardı. Bunların içinde Susam Sokağı'nın bana olan etkisi büyük. Bu program sayesinde saymayı, okumayı ve yazmayı öğrendim. Bunları öğrenmemden çok uzun yıllar sonra da programın, tam da bunları çocuklara öğretmek için akademisyenler tarafından özenle tasarlandığını öğrendim. Benzer süreci yaşayan başka çocuklar olduğunu da duydum. Adam Olacak Çocuk ise hep katılmayı istediğim ve Barış Manço'yu ismen tanımama vesile olan bir program oldu. Kara Şimşek ise özel bir araba sahibi olma isteğini bende oluşturan ve belki de siyah arabaları daha çok beğenmeme vesile olan bir dizi oldu.

İlkokulu, ben başlarken bile 116 yıllık olan ve babamın da mezunu olduğu okulda okudum. Matematiği ilkokulda sevmeye başladım. O zamanlar üç yıl olan ortaokulu da aynı okulda okudum. En iyi ortalamaya sahip öğrencilerden biriydim. Merkezi sınav sonucuyla yerleştirme yapılan liseler için tercihler sınava başvururken belirleniyordu. Biraz kuzenlerimin okumasından kaynaklanan kulak dolgunluğu, biraz da etrafta duyduklarımın etkisiyle Anadolu Teknik Liselerinin bilgisayar yazılım ve elektronik bölümlerini de Fen Lisesi ve İstanbul'daki eski ve kültürü olan Anadolu Liselerinden sonraya eklemiştim tercih listemde. Sonunda Anadolu Teknik Lisesi bilgisayar yazılım bölümünü kazandım.

İlk yıl İngilizce hazırlık zorunluydu. 9. sınıfta temelden başlayıp elektrik ve elektronik öğrendik. Bilgisayara Giriş dersinde de MS DOS komutlarını öğrendik. Sonraki yıl Pascal Programlama Dili ile programcılığa başladım. Program yazmaktan çok fazla keyif aldım. Oyun gibiydi ve uğraştıkça, öğrendikçe daha da keyif alıyordum. İşte o günlerde "Yapmak istediğim iş bu!" dedim ve o günlerden beri de hep yazılımla uğraştım. Son sınıfa başlamadan önceki yaz tatilinde zorunlu stajımı yaptım. İlk kez bilişim sektöründe bir iş tecrübesi yaşadım teknik serviste. Liseyi okul üçüncüsü olarak bitirdikten sonra önlisansta da yine bilgisayar programcılığı okudum, alanımda öğrenimime devam ettim.

Önlisansta farklı alanların programlama dillerini ve teknolojilerini öğrendim. Özellikle C Programlama Dili ve veri yapıları ile tanışmak benim için çok önemliydi. Bir yandan da ilk kez ailemden farklı bir şehirde yaşama ve kendi ev düzenimi sağlama tecrübesini kazandım. Birinci sınıfı bitirdikten sonra, yaz tatilinde buradaki zorunlu stajımı da yine başka bir teknik serviste ve yine Mecidiyeköy'de yaptım. Beklediğimden çok daha keyifli ve verimli geçen iki yıl sonunda önlisansı da okul üçüncüsü ve bölüm ikincisi olarak tamamladım ve aynı yıl dikey geçişle bilgisayar mühendisliği bölümüne kayıt oldum.

Bilgisayar mühendisliği bölümünü okurken pek çok konuda ufkum genişledi. Bir yandan dikey geçişli olduğum için önlisansta aldığım dersler sayesinde muaf olduğum dersler oldu. Bir yandan da sadece programda İngilizce gözüktüğü için muaf olmadığım ve almak zorunda kaldığım programlama dersleri oldu. İşte bu dersleri alırken lisedeki teknik eğitimimizin ne kadar iyi olduğunu gördüm. Aslında düz liseden mezun olup bilgisayar mühendisliğinde okumaya başlayan öğrencilerin de önlerinde ne kadar büyük bir eşik olduğunu gördüm. Bir yandan da yazılıma mühendislik olarak bakmayı iyice öğrendim bilgisayar mühendisliğinde. Software Engineering dersi oldukça keyif vermişti bana. Bölümüm bilgisayar mühendisliği olduğu için bilgisayarın temelindeki işleyişi tüm ayrıntılarıyla öğrenme ve tüm sistemi ayakta tutan o müthiş ikili sistemin gücünü kavrama keyfini yaşadım.

Ders programımın el verdiği ölçüde yarı zamanlı olarak kendi alanımda tecrübe kazanmak istiyordum. Bir CeBit Bilişim Fuarı'nın son saatlerinde yazılım şirketlerinin standlarını gezerek, şirket yöneticilerine kendimi tanıtıp yarı zamanlı çalışmak istediğimi söyledim, kartlarını aldım. Bu yöneticilerden biriyle yaptığım görüşme sonucu IBM Lotus ile kurumsal yazılımlar geliştiren bir şirkette yarı zamanlı olarak çalışmaya başladım. Dört kişilik bir ekip olarak aynı odada çalışıyorduk ve çalışanlardan biri benim gibi önlisans mezunuydu. Burada da ilk kez yazılım geliştirme iş tecrübemi kazandım. Bu öğretim yılının ikinci döneminde yoğunluğum çok artınca bu işimi bırakmak zorunda kaldım. Öğretim yılı bittikten sonra, yaz tatilinde zorunlu donanım stajımı yaptım ve gerçekten hiç aklıma gelmeyen güzel tecrübeler kazandım. Şirket tabii ki yine Mecidiyeköy'deydi.

Stajdan sonra başladığım güz döneminin ortalarında, KOSGEB desteğiyle yola çıkan ve gömülü sistemlerle çalışan ürünleri olan bir şirketle yarı zamanlı çalışmak için iş görüşmem oldu. Patronun yorumu şöyle oldu: "Elektronik mühendisliği öğrencileriyle görüşüyorum, yazılımda kötüler. Bilgisayar mühendisliği öğrencileriyle görüşüyorum, elektronikte kötüler. Sen tam aradığım profilsin. Yazılımda iyisin, elektronik biliyorsun, C'yi iyi biliyorsun. Hemen başla." Tadı damağımda kalan, çok sevdiğim bir iş tecrübesiydi. Olabildiğince alt düzeye inmeyi, işlemciye yakın olmayı seven biri olarak, bu pozisyon hayal ettiğimden bile daha iyi bir pozisyondu. Hem devre tasarlıyor ve yapıyordum, hem lisede öğrendiğim elektronik bilgilerini, formüllerini gün içinde kullanıyordum, hem de ANSI C ile gömülü sistemler için driver yazıyordum. Hepsi bir arada, çok keyif veren işler yapıyordum. Burada birkaç ay düzenli çalıştıktan sonra, hem şartlar istediğim gibi olmadığı için hem de yaz tatilinde zorunlu yazılım stajını yapmam gerektiği için ayrılmak zorunda kaldım.


Yazın zorunlu yazılım stajımı, analiz ve tasarım aşamasında olan çok büyük bir yazılım projesinin ekibiyle birlikte yaptım. Yazılımla ilgili teknoloji, süreç ve yöntem açısından çok fazla şey öğrendiğim bir staj deneyimi oldu benim için. Bu kez yer Vatan Caddesi'ydi. Önlisans mezunu olarak bu ekibe tam zamanlı dahil olabilir miyim diye düşünürken çok büyük bir kurumla yarı zamanlı pozisyon için görüşme yaptım. Büyük bir kurum olduğu için herhalde üniversitelerdeki etkinliklere gidip standlarda görevli olurum diye düşünüyordum. Yazılım stajından sonraki yıl bir teorik dersim ve bitirme projesi dersim kalmıştı sadece. Çalışmak için oldukça uygun bir yıl olacaktı benim için. Yarı zamanlı pozisyon için görüştüğüm kurumdan arayıp karar vermemi isterlerken ben geliştirici olarak çalışmak istediğim için staj yaptığım şirkette kalma imkânım olduğunu ve bu şirketin kadro açmasını beklediğimi söylüyordum. Sonunda, yazılım stajı yaptığım kurum kadroya almayınca yarı zamanlı olarak İSS olan büyük kurumda çalışmaya başladım.

Bu kurumda ürün geliştirme departmanında yeni donanım ya da yazılım ürünlerinin fikir, projelendirme ve geliştirme süreçlerinde görev aldım. Standlarda form ve broşür dağıtacağımı düşünürken bana verilen imkân ve sorumluluklar beni çok mutlu ediyordu. iOS ve Android'in yeni yeni bilinmeye ve kullanılmaya başladığı zamanlardı. Blackberry de popülerdi tabii. Mobil uygulamaları yakından tanıyıp, bu alanda fikir yürütebilir düzeye geldiğim bir iş tecrübesi oldu. Buradaki yöneticim, teknolojiye global olarak bakmamı ve başarılı ürün üretmenin inceliklerini öğrenmemi sağladı. Aynı zamanda verdiği büyük sorumluluklarla sektörde özgüvenli olarak tam zamanlıya geçişimi sağladı. Bu kurumda, bilişim sektöründeki ilk tam zamanlı işime başladım öğretim yılının sonunda resmi olarak bilgisayar mühendisi olduktan sonra. İlginç bir şekilde hep iş hayatımda kod yazacağımı düşünürken mobil uygulama alanında analist ve proje koordinatörü olarak çalışıyordum ilk tam zamanlı deneyimimde. Mobil uygulamalarla ilgili harika ve çok tatmin eden tecrübeler kazandığım güzel bir 1,5 yıllık deneyimden sonra eninde sonunda karşıma çıkacak olan askerlik görevimi yapmaya karar verdim.

Askerlikten sonra yazılım sektöründe danışmanlık hizmeti veren bir şirkete bağlı olarak çalışmaya başladım. Tam zamanlı tecrübem analistlik olduğu için başka bir İSS'nin projesinde analist olarak çalışmaya başladım. Burada proje biraz duraklatılınca yeni başlayan veri ambarı proje ekibine dahil oldum. Analist olarak aynı şirketin projesinde çalıştığım için bu veri ambarı projesinin analizinde çok etkili bir rol aldım. Bir yandan geliştirilmeye başlanan veri ambarının testlerini SQL sorgularıyla yapıp müşteri için dokümantasyonunu yapıyordum. Ayrıca ETL süreçlerini öğreniyor ve her geçen gün SQL bilgimi artırıyordum. Bu analiz ve test pozisyonları buraya kadar anlattığım yazılım geliştirme ile ilgili bilgilerimi kullanma imkânını sağlamadığı ve ben gerçekten kod yazarak çalışmak istediğim için beni hiç tatmin etmiyordu. Bu yüzden danışmanlık şirketinin yöneticilerine yazılım geliştirici olarak çalışmak istediğimi söyledim. Onlar da 6 aylık bir veri ambarı test projesinde görev almamı planladıklarını, sonrasında geliştirme pozisyonuna geçebileceğimi söylediler. Ben de hemen Java'daki bilgilerimi tazeleyip daha hazır hale gelmek için yüz yüze bir Java eğitimine başladım. Bir operatörün 6 aylık veri ambarı test görevini Oracle bilgimi biraz artırarak tamamladıktan sonra da aynı operatörün CRM projesinde Java geliştirici olarak çalışmaya başladım. Bu, tam zamanlı olarak çalıştığım ilk geliştirici pozisyonuydu. Yine aynı danışmanlık şriketinde, başka bir operatörün kampanya yönetim uygulamasının ekibinde de 1,5 yıl Java ve Oracle kullanarak çalıştıktan sonra e-fatura ve e-defter konusunda Java ile yazılmış ürünleri olan bir kurumla anlaştım ve danışmanlık şirketinden ayrıldım.

Bu kurumda ilk kez full stack olarak çalıştım ve Spring MVC, PrimeFaces, JavaScript ve JQuery tecrübesi kazandım. Ancak şirketle beklediğimiz uyumu sağlayamadık ve 6 ay sonunda yollarımızı ayırdık.

Bu kurumdan sonra finans kurumları için fraud ile ilgili yazılım ürünleri olan bir şirkette yine Java geliştirici olarak çalıştım. Burada da Spring, PostgreSQL, Elastic, ActiveMQ konularında daha tecrübeli hale geldim. Front-end ve back-end ekiplerinin ayrı olması durumunda yaşanabilecek teknik tecrübeleri kazandım. 16 aylık dolu dolu geçen bir sürenin ardından bir operatörün kendi kadrosunda yazılım geliştirici olarak çalışmaya başladım.

Operatörde sorumlu olduğum projelerde Apache Camel ile tanıştım. Etkin ve güzel bir şekilde projemizde kullandım. Ayrıca büyük ölçekli bir kurumun işleyişini çok yakından görüp yönetimsel anlamda da ciddi tecrübeler kazandım. Yazılımda süreç yönetimiyle alakalı çok keyifle tecrübe kazandım. DevOps teknolojileri, Kubernetes, Mongo DB, .NET, React.js, test otomasyon konularında tecrübe kazandım. 2,5 yıllık, dolu dolu geçen bir sürenin ardından bu kez bambaşka bir alanda, Fintech alanında, yeni kurulan bir şirkette yazılım geliştirici olarak çalışmaya başladım.

Şu an hâlâ çalıştığım Fintech sektöründe yeni başladığım güne göre anlatması çok zor olan bir yol kat ettiğimi görüyorum. Kullanılan teknolojiler açısından öncelikle Kafka konusunda tecrübe kazandım. Özellikle global bir şirket bünyesinde yer almanın süreç yönetimi, koordinasyon ve iletişim konularında katkısı çok büyük oldu. Fintech'in kendisine özgü dinamik ve sağlam olma zorunluluğu gerçekten çalışanlara çok şey katıyor ve teknik bir pozisyonda çalışan birisi olarak karşılaştığım sorunlar ve iş birimleri tarafından duyulan ihtiyaçlar sayesinde geliştirmeye daha profesyonelce ve derin bir yorumlamayla bakabildiğimi görüyorum. Risk analizini daha hızlı yapıp olası riskleri en aza indirme konusunda da çok önemli bir noktaya geldiğimi görüyorum.

Proje yönetimi dahil yazılım mühendisliğinin tüm aşamalarında tam zamanlı olarak çalıştığım için kendimi tam bir yazılım mühendisi olarak görüyorum. Anasayfa'daki "Gerçek Bir Yazılım Mühendisi" ifadesinin sebebi de yazılımdaki bu tecrübelerim.

Ortaokul yıllarımda şiire, özellikle kafiyeye yatkınlığım olduğunu keşfettim. Okuldaki şiir yarışmasında 3. olmuştum hatta. Ancak çok yoğun zaman harcadığım bir alan olmadı. Uzun süredir de yazmıyorum ama şiir okumayı ve şairlerin hayatını araştırmayı seviyorum.

İlkokulu okuduğum okulda bando takımı vardı. Benim katılma imkânım olmadı ama o yıllardan beri davula karşı hep ilgim oldu. Çocukluktan beri içimde olan o hevesin etkisiyle iki yıl kadar bateri eğitimi aldım çok iyi bir hocadan. Ancak belli bir yerden sonra ilerlemek için ayırmam gereken zaman arttı ve ben zaman ayırmakta zorlandım ve eğitimi bırakmak zorunda kaldım. Biraz temeli olan bir bateristim özetle.

Yine çocukluktan beri koşmak da sevdiğim şeylerden ama çocukluğumda katıldığım bir yarış olmadı. Herhangi bir takıma da katılmadım. Askerdeyken zorunlu olarak birliğimiz koşu testine katılmıştı. 3 km'yi hiç durmadan koşmuş ve ilk 5'te bitirmiştim. Bundan sonra da herhangi bir yarışa katılma girişimim olmadı. Bahsettiğim danışmanlık şirketinde koşmayı seven bir arkadaş, İstanbul'daki yarı maratona kurumsal olarak şirket adıyla katılmak istediğini ancak en az 3 kişinin şirket adına katılması gerektiğini söyledi ve beni koşuya davet etti. Ben de "Beni yazabilirsin ama bitirebilir miyim bilmiyorum" dedim. Yarı maratona beraber başladık ve belli bir yerden sonra o hızlandı. Ben hiç durmadan yarı maratonu bitirdim. Koşma sürelerimizin arasında 10 dakika fark vardı. İlk denememde yarı maratonu bitirmiştim. Arkadaşım şok olmuş bir şekilde bende doğal bir koşu yeteneği olduğunu söyledi. O gün bugündür bana "doğal yetenek" der. Bu yarı maratondan iki yıl kadar sonra çocukluğumdan beri hayalim olan maraton bitirmeyi de gerçekleştirdim. Şu an çok nadiren kısa koşular yapıyorum vücut hareket etsin ve hevesimi alayım diye.

Fotoğraf çekmeyi seviyorum. Özellikle manzarayı günün her saatinde çekmekten büyük keyif alıyorum. Fotoğraf ekleyeceğim Fotoğraflar sayfasına sürekli.

Bahsettiğim operatörün veri ambarı test projesinde çalışırken Youtube'da bir kanalın yüklediği plak kayıtlarına denk geldim. Youtube üzerinden dinlediğim halde ses o kadar canlı ve netti ki pikap almaya karar verdim. Şu an evimizde pikabımız ve sayısını şu an bilmediğim çoğu yerli orijinal plağımız var. İlk baskı plakları almaya dikkat ediyorum, yeni baskı sevmiyorum.


Bu kadar eğitim, staj, iş tecrübesi kazanırken iş dışındaki hayatta da tecrübe kazanmaya devam ettim elbette. Bu kazandığım tecrübeler ve tabii ki kısmetimin de olması sayesinde hayatımın geri kalanını çok daha mutlu, huzurlu, güçlü yaşamam için yanımda olması gerektiğini hissettiğim ve iş dışındaki hayatımın daha anlamlı gelmesini sağlayacak olan eşim Zeynep'le tanıştım. Bu satırları yazmam konusunda dahi verdiği destekle her konuda daha iyi olmama ve iç huzurumu sağlamama katkısı çok fazla. Seni çok seviyorum Zeynep'im <3